Sunucu: İyi akşamlar. Aileler Didişiyor yarışmamıza hoş geldiniz. Bu akşam yarışacak ailelerimiz İzmir’in Tepecik semtinden. Şimdi sırayla ailelerimizi sahneye davet ediyorum. İlk ailemiz “Faytoncular”. Alkışlarla sahneye alıyoruz kendilerini. (Aile sırayla sahneye gelir.) Hoş geldiniz, sizi buraya alalım. (Aile sahnenin solundaki bankonun arkasına geçer.)
Nazik: Oş bulduk.
Sunucu: Nasıl heyecan var mı?
Kazım: Ecanımız yok iç. Ep seyrederiz programınızı, beeniriz çok.
Ramiz: Kaç saat sürer bu program be ya?
Naciye: Naapçan be? Kaç saat sürerse sürsün.
Ramiz: Arkadaşlar çağardı kaveye, oraya gitçem.
Nazik: Yarışmaa geldik bi yere gidemezsin. Bak televizyona çıkcaz. Meşur olcaz vallah.
Sunucu: Diğer ailemizi de çağıralım mı, ne dersiniz?
Kazım: Çaarın gelsinler be ya. Yabancı diil onlar. Bizim alt maaleden. Bize gelirler ep oturmaa.
Nazik: Ne oturması be. Gelirler Naciye’yi istemee. O şopar oğlana isterler, benim gül gibi Naciye’mi.
Gülten: (Sarhoştur.) Faytoncuya kız mı verilir be ya.
Ramiz: Ala faytoncu biziz be ya.
Naciye: Ama biz severiz birbirimizi.
Nazik: Bok yersiniz. Meendislere verecem ben seni.
Naciye: Ben meendis falan istemem Üsnü’yü isterim ben.
Kazım: Benim kafamın tasını attırma. Üsnü müsnü yok sana.
Sunucu: Evet şimdi de diğer ailemizi sahneye davet edelim. Huzurlarınızda “Zurnacılar” (Aile sahneye gelir.) Hoş geldiniz. Sizi de bu tarafa alalım. (Sahnenin sağındaki bankonun arkasına geçerler.)
Necati: (Sarhoştur.) Naabıyon be faytoncu Kazım.
Kazım: İyidir be zurnacı Necati.
Necati: Nası koycaz size görceniz şimdi.
Kazım: Görcez bakalım kim kime koycak.
Güllü: Anaaa bulaşık Gülten’i de getirmiş bunlar.
Gülten: Güllü aazımı bozdurma benim. Valla yolarım saçını başını.
Nazik: Bize diyene bak. Kendi de takmış sidikli Sultan’ı getirmiş yanında.
Sultan: Nazik abla ayıp edersin ama.
Nazik: Ne ayıbı be. Gül gibi kızımı bu çiroza istersiniz. Asıl ayıbı siz yaparsınız.
Nesibe: Senin kendi kızın kuyruk sallar abime. Yoksa abime kız mı yok.
Sunucu: Evet yarışmaya başlamadan önce ailelerimizi tanıyalım. Önce Faytonculardan başlıyoruz. Kendinizi tanıtır mısınız Kazım Bey.
Kazım: Tabi tanıtırız. Benim adım Kazım. Faytonculuk yaparım. Tepecik’te otururum. Bunlar da karım Nazik, Kızım Naciye, oğlum Ramiz… Bu da kardeşim Gülten.
Güllü: Bulaşık Gülten.
Gülten: Dayanamacam ben yolacam bunu.
Sunucu: Lütfen sakin olalım. Şimdi de Zurnacılar ailesinin reisi Necati beyi tanıyalım.
Necati: Benim adım da Necati ama arkadaşlar bana hep Fondip der. Bu karım Güllü, bu da yakışıklı oğlum Hüsnü. Maallenin en janti delikanlısıdır.
Gülten: Ha ha ha. En janti delikanlısı dersin öle mi? Biz ona hep sümsük üsnü deriz beya.
Sultan: Sümsük senin abine benzer. Üsnü aslan gibidir aslan.
Ramiz: Aslan görmesek yutturcanız. Bildiğin kedidir o be ya.
Hüsnü: Ramiz ayıp edersin ama, az fuarda takılmadık senle.
Sunucu: Öyleyse hemen yarışmaya geçelim. Hazırsak ilk sorumuzla başlayalım yarışmaya.
Kazım: Azırız beya.
Necati: Biz sizden daha azırız.
Sunucu: O zaman ilk sorumuz Faytonculara gelsin. Dünyanın en yüksek tepesi neresidir?
Nazik: Emen öylerim. Gültepe.
Kazım: Ne Gültepesi be. En yüksek der, en yüksek. Şahin tepesi en yüksek.
Necati: Aha ilk soruda patladı bunlar be ya. Bilemediler soruyu.
Güllü: Bilemezler tabi, onlar senin gibi okul mu okudular.
Nazik: Ne okudu be Güllü anım? Dersin doktor oldu. Senin erif ilkokul terk diil mi?
Güllü: İlkokul ama, 3.sınıftan terk. Senin ki gibi 1’den değil.
Sunucu: Maalesef bilemediniz. Sorunun cevabı Everest olacaktı.
Naciye: Vallahi benim aklıma geldi ama.
Gülten: Bence Yamanlar ya da Gümüşpala’dır en yüksek.
Sunucu: Şimdi zurnacıların sorusu geliyor; Avustralya’nın simgesi olan hayvan nedir?
Necati: A tamam. Şimdi nasıl geçircem Kazım’a görün. Belgeselde seyrettim, çok iyi bilirim adını. Şimdi sölücem bak. Neydi onun adı be ya? Hani böyle çizgileri var pijama gibi.
Sultan: Dilber’in kürkü gibi mi?
Necati: Tamam tamam. O işte. Ani böle ata benzer ama eşek gibi. Ani eşeğe benzer ama at gibi.
Gülten: Ayatta bilemezler. Bize sorsaydı emen bilirdik valla.
Nazik: Sen bildin mi be Gülten?
Gülten: Bilmem mi be ya. Maymun o.
Sunucu: Yalnız sorduğum sorulara karşı takım cevap vermesin lütfen.
Güllü: Adi be Necati bilsene şunu.
Hüsnü: Avrupa’nın ayvanı der be baba, bilsene adi.
Sunucu: Avrupa’nın değil Avustralya’nın. İsterseniz küçük bir ipucu da vereyim size, yavrusunu karnında taşır.
Gülten: Tamam işte ben ne dedim size, Maymun işte. Amile maymun.
Sunucu: Lütfen müdahale etmeyin.
Necati: Yahu tam dilimin ucunda ama bir türlü gelmez aklıma.
Nesibe: Gene sen bilirsin ama Zürafa olmasın o? Bizi öretmen ayvanat baçesinde götürmüştü, orda gördüm. Böyle uzun uzun ayakları vardı. Boynu da çok uzundu. Ep ağaçlardan yaprak yerdi. Zürafa o zürafa.
Necati: Adi ordan be ne zürafası? Yavrusunu karnında taşır diyo. Koskoca zürafayı nasıl taşısın ayvan?
Sunucu: Yalnız süremiz azalıyor, cevabı alabilirsem…
Güllü: Tamam o zaman sölerim cevabımızı. Timsa.
Necati: Timsa mı? Sen manyak mısın be Güllü? Timsa bu, böle kertenkele gibi yerlerde sürünür. Nasıl taşısın yavrusunu karnında.
Güllü: Ne bileyim Necati. Acele ettirdi beni.
Sunucu: Doğru cevap kanguru olacaktı.
Kazım: Nooldu Necati dayı? Bildin mi soruyu, aldın mı… (Devamını getirmez.)
Sultan: Sanki kendi er soruyu bildi.
Sunucu: Evet moralimizi bozmuyoruz. İlk sorularda 2 ailemiz de puan alamadı. Şimdi 2.sorulara geçiyoruz. Faytoncular hazır mıyız?
Ramiz: Azırız ocam. Çabuk çabuk sor da kaveye kaççam ben.
Sunucu: 2.sorumuz tarihle ilgili. Evet Kazım bey tarihle aramız nasıl?
Kazım: Çok iyi. Kavede arkadaşlar ep bana sorarlar bugün ayın kaçı diye, ben de ep bilirim.
Sunucu: Öyle değil canım geçmişte yaşanmış olaylardan gelecek sorunuz.
Kazım: Gelsin gelsin evelallah biliriz.
Sunucu: O zaman soruyorum, İstanbul kaç yılında fethedildi.
Kazım: A şimdi tuttuk sopayı. Ramiz sen bilirsin bunu.
Ramiz: Nerden bilcem be ya. İzmir’de yaşarım ben. Nereden bilcem İstanbul’u.
Nazik: Nüfusu sormaz be şopar, kaç yılında fethedildi onu sorar.
Ramiz: Ne bileyim ben be.
Gülten: Bayram’la evlendiğimde gitmiştik İstanbul’a ama sormadık kimseye. Naciye sen bilmez misin?
Naciye: Bilirdim ama unuttum ala. Kopya çekerken yazdıydım kaada ama iç kalmadı aklımda.
Necati: Güllü görür müsün faytoncuları, patinaj çekerler.
Sunucu: Evet cevap vermeniz için son bir dakika.
Kazım: Valla bilemedik atçam ben.
Gülten: Atma. Dur bi esap yapalım. Şimdi ben Bayram’la 98’de evlendim. 98’den 19 çık. 10 da öyle olsa. Taş çatlasın 1970 falandır.
Nazik: Ay esabına tüküreyim senin.
Naciye: Bence pas de baba.
Güllü: Bence pes desin Naciye.
Gülten: Güllü kaşınma kaşırım vallah.
Sunucu: Evet süreniz doldu. Doğru cevap 1453 olacaktı. Maalesef bu sorudan da puan alamadınız.
Necati: Bak şimdi nasıl puan alınır göstercem ben onlara.
Gülten: Neyi göstercen be zurnacı Necati. Kendin çok bilirsin sanki. Bi maymunu bilemedin be.
Güllü: Ne maymunu be. Kanguru der gaci duymaz mısın? Kendin gibi er şeyi maymun sanırsın.
Gülten: Maymun görmek istersen dön de oğluna bak.
Sultan: Üsnü’ye maymun mu dersin sen?
Gülten: Maymun derim tabi. Görmez misin?
Sultan: Asıl Naciye’ye bak sen, maymun görmek istersen.
Nazik: Madem maymuna benzerdi neden geldiniz istemeye. Şebek oğlunuza mı yakıştırdınız, gül goncası kızımı.
Güllü: Gül goncası mı? Adi ordan be. Evde kalmasın diye istedik kızını.
Nazik: Evde kalmasınmış. Er akşam meendisler gelir istemeye, size mi kaldı benim manolyam.
Sunucu: Lütfen hanımlar sakin olalım. Şimdi zurnacıların tarih sorusu geliyor. Hazır mıyız Necati bey?
Necati: Er zaman azırız sipiker anım.
Sunucu: O zaman sorunuz geliyor, parayı hangi uygarlık bulmuştur?
Necati: Aa tam benim soru geldi işte. Kim bulcak kesin bizim romanlar bulmuştur.
Nesibe: Onlar bulsa, bizde de olurdu be baba.
Necati: Olcak kızım olcak. Aftaya keresteci Osman abinin düğünde çalcaz. Ep jantiler gelcek düğüne. Akşama bir çuval spaliyle döncem eve.
Güllü: Dönüşte meyhaneci Rüstem’e uğramazsan gelirsin çuvalla.
Necati: Yok be Güllü. Osman abi güzel sofra kurcak düğünde. Gerek kalmaz Rüstem’e.
Güllü: Düğünde içerseniz, pavyonda sıçarsınız. Topladığınız başişleri de pavyonda ezersiniz siz.
Sunucu: Evet cevabınızı alabilir miyim?
Necati: Sölücez sipiker anım sölücez de, soru neydi be ya?
Sunucu: Parayı hangi uygarlık bulmuştur? Bu soru için de bir ipucu vereyim; bu uygarlık İzmir, Manisa ve Uşak yöresine yaşamıştır.
Necati: Dedim ben size, bizim romanlar bulmuştur diye.
Sunucu: Hayır efendim sorunun cevabı romanlar değil.
Necati: Ya adi be ya çalıştırın saksıyı biraz. Yoksa Kazımlar geççek bizi.
Güllü: Neyi geççek be ya daa iç bi soru bilemedi onlar da.
Hüsnü: Firavunlar mı acaba?
Sultan: Firavunlar mı? Firavunları nerden bilirsin sen?
Hüsnü: Televizyonda gördüm be teyze. Böyle ep piramit falan yapmışlar. Para çok demek ki. Olmasa yapabilirler mi öyle şeyler?
Necati: Piramit yapmaa ne var be ya. Koycan taşları üst üste al sana piramit.
Güllü: Bence Ruslar bulmuştur parayı, Basmane’de ep otellerde kalırlar. Epsinin sırtında kürk var.
Hüsnü: Çok da güzeller valla.
Naciye: Üsnü yazıklar olsun sana, Rusları mı koşturursun sen.
Hüsnü: Yok be Naciye, Kordon’a fasıla giderken görürüm onları.
Naciye: Em görürsün, em de beğenirsin öyle mi?
Hüsnü: Beğenmem be Naciye. Ben sade seni beğenirim.
Nazik: Adi ordan. Sümsük üsnü. Naciye’yi beğenirmiş. Sen kim, benim pırlantamı beğenmek kim?
Sultan: Nazik abla valla ayıp edersin be. Sevenleri ayırmak çok büyük güna.
Nazik: Günasa bana güna. San nooluyo?
Sunucu: Sanıyorum cevap veremeyeceksiniz. Maalesef size bu sorudan da puan yazamıyorum.
Necati: Valla dilimin ucuna gelir ama.
Sunucu: Sorumuzun cevabı Lidyalılar olacaktı.
Necati: A tamam işte onu sölücektim ben de.
Kazım: Yalana bak yalana. Sen nerden bilirsin Lidyalıları be?
Necati: Bilirim tabi be ya. Kayınçom Manisa’da oturur. Bu Lidyalılar da onun evinin az ötesine yerleşmiş. Parayı bulana kadar ep kaynım yemek vermiş onlara.
Gülten: Sanki kendi kaynında para var da, yardım etmiş millete.
Güllü: Var tabi. Benim abim çok güzel gırnata çalar. Manisa’da bütün düğünlere abimi çaarırlar. Eşek yüküyle para kazanır.
Gülten: Senin abin öyle mi? Bilirim ben senin o kumarbaz abini.
Güllü: Nerden bilirsin be?
Gülten: Bilirim tabi. Ben Bayram’la evlenmeden önce, abinle anlaşırdık. Evleneceğiz diye kandırdı beni. Bütün bileziklerimi bozdurdu. Hepsini kumar masalarında yedi.
Güllü: Tüüü yalancı seni.
Gülten: Sonra Allah razı olsun Bayram hepsini aldı geri.
Güllü: Bayram’ı da biliriz Gülten anım. 2 gün dışardaysa 3 gün içerde. Alsancak’ta soymadık ev bırakmadı.
Gülten: Yalan söylersin benim Bayram’ım yapmaz öle şeyler. Ep iftira atarlar Bayram’ıma.
Güllü: İftira atarlar öle mi? Şimdi nerde Bayram Efendi?
Gülten: İmza atmaya gitmedi diye aldılar içeri ama eli kulağına gelir yanıma.
Sunucu: Evet, şimdiki sorumuz sesli bir soru. Size bir şarkı dinleteceğiz. Şarkı bitince de sorunuz gelecek. Dikkatlice dinleyin lütfen.
Bir roman şarkısı çalar. Hepsi birden kendini sahneye atar ve oynarlar. Oynarken aileler didişirler. Şarkı bitince yerlerine geçerler.
Sunucu: Evet faytoncular sorumuz size geliyor. Bu şarkıyı hangi sanatçımız seslendiriyor?
Kazım: Çok kolay bi soru. Tabi ki Kobra Murat.
Gülten: Ne kobrası be ya. Taylan söyler bunu. Bizim boçacı Nilgün’ün oğlu Taylan.
Güllü: Taylan mı, adi ordan be. Taylan bıraktı müziği. Avrupa’ya kaçtı o.
Nazik: Pembe’yle sevişirdi o, bırakmış mı Pembe’yi.
Gülten: Oooo çoktan. Marmaris’te İngiliz bir gaci bulmuş, onla gitti.
Necati: Ama çok güzel org çalardı Taylan. Yazık olmuş.
Sunucu: Sorumuzun cevabını alamadık hala.
Kazım: Kobra Murat değilse Serkan’dır o zaman, DJ Serkan.
Sunucu: Hayır efendim o da değil.
Kazım: DJ Necdet.
Sunucu: Iıı. Doğru cevabımız Tarık Mengüç olacaktı. Üzgünüm bu sorudan da puan alamadınız.
Ramiz: Ama ep çalışmadığımız yerden sorarsın be gaci.
Sunucu: Soruları ben hazırlamıyorum. Rejiden ne gönderirlerse onu soruyorum.
Ramiz: Sorsana okeyden, bataktan, pokerden…
Sunucu: Söyledim efendim soruları ben seçmiyorum.
Ramiz: Spordan sorsunlar o zaman, bak o da olur.
Sunucu: Evet şimdi zurnacıların sesli sorusu geliyor. Dikkatlice dinleyin, sonra sorumu soracağım.
Yine bir roman şarkısı çalar. Hepsi birden kendini sahneye atar ve oynarlar. Oynarken aileler didişirler. Şarkı bitince yerlerine geçerler.
Sunucu: Dinmemiş olduğunuz, aynı zamanda da oynamış olduğunuz bu şarkının ismi nedir?
Necati: Bilirim ben be ya. Bu bizim Tepecikli Ercü’nün şarkısı. Düğünlerde de çalarız ep.
Güllü: E söle o zaman ismini?
Necati: Sölücem de atırlamam be Güllü.
Nesibe: Para bizde değil miydi bu be?
Sultan: Adi orda be. Ne para bizdesi? Yakadan paçaya marka bu. Çok iyi bilirim. Er gün çalar çalar oynarım evde.
Nazik: Tabi bulamadın kendine bi koca. Düğünde oynucana evinde oynarsın.
Sultan: Sen Kazım abiyi buldun da nooldu Nazik abla?
Nazik: Allama şükürler olsun. Aslan gibi kocam var.
Sultan: Faytona bindirip gezdirir mi seni?
Nazik: Gezdirir tabi. Em gezdirir, em de yedirir içirir evelallah. Sen kendi derdine yan. Kuruyup kaldın evde.
Güllü: Benim kardeşimi ne doktorlar istedi, ne meendisler istedi.
Nazik: Verseydiniz isteyenlere. Turşusunu mu kurdunuz evde?
Nesibe: Siz de Naciye’nin turşusunu kurarsınız.
Naciye: Ben evde kalmam Nesibe, sen kendi derdine yan.
Nesibe: Ne yancam be. Orhan’lar gelcek aftaya beni istemee.
Necati: Orhan’lar kim be?
Güllü: Necmi’nin oğlu be ya. Ani fırının yanında otururlar.
Necati: Tırnakçı Necmi’nin oğlu?
Nesibe: 3 aydır çıkarız Orhan’la. Bana Adidas ayakkabı aldı doğum günümde.
Necati: Bulamadın mı başka evlencek adam?
Güllü: Fabrikada çalışır Orhan. Sigortalı.
Necati: Ne fabrikası be. Taner’in depoda kaçak sucuk yaparlar. Zabıta 3 kere kapattı depoyu.
Naciye: Evlenince bol bol sucuk yersiniz Nesibe.
Necati: Bu faytoncuların atlarını keserler sucuk için. Yalan mı Kazım?
Kazım: Necati doru söler. Geçen Kamil’in sarıkız’ını götürdüler yaka paça.
Necati: Kurtulmuş ayvan. Ne çekti o Kamil’in elinden.
Sunucu: Henüz 2 ailemiz de puan alamadı. Şu an beraberesiniz. Şimdi son sorumu hepinize birden soracağım. Doğru cevabı bilen aile yarışmanın galibi olacak. Maliye Bakanımızın ismi nedir?
Necati: Mehmet Şimşir
Sunucu: İnanamıyorum bu nasıl olur? Bir sefer de doğru cevabı verdiniz. Nasıl bildiniz Necati bey?
Necati: Nasıl bilmeyelim sipiker anım. Adam aylardır anamızı silkeliyor.