Diktatör Fatoş’un çalışma odası. Ortada bir masa, etrafında sandalyeler vardır. Masanın arkasında Nazi bayrağını andıran bir bayrak asıldır, yanında bir dünya küresi vardır. Fatoş dünya küresine sarılmaktadır. Sağ taraftan Hilmiye girer. Fatoş Toparlanır.
Hilmiye: Ayyy Fatoş (Fatih Ürek kobra selamı. “Heil Hitler” selamının modifiyesidir.) Führer’im müjdemi isterim. (Koyduk hareketi yapar) Polonya’ya girdik.
Fatoş: (Ayağa kalkar.) Harika. SS’lerini seferber et, bakılmadık tek bir ev bırakmasınlar.
Hilmiye: Emrin olur Führerim. Didik didik ederiz. Yalnız benden duymuş olmayın, kamplara çok müşteri çıkar oradan.
Fatoş: Problem değil gerekirse 10 tane daha ilave kamp yaparız.
Hilmiye: Kaynım Polonyalı bir gelin getirdi. Evlere şenlik.
Fatoş: O kadar kötüler yani?
Hilmiye: Düğüne gelenleri görsen, resmen The Walking Dead.
Fatoş: Çok güzel, çok güzel. Git hemen çocukları gazla, doldursunlar kampa.
Hilmiye: Başüstüne Führerim.
Fatoş: Oktay’a da söyle buraya gelsin.
Oktay: (Girer. Ürkek ve tedirgindir.) Ayyy Fatoş. Buyrun Führerim beni istemişsin.
Fatoş: Gel oğlum gel uzak durma, yanıma gel.
Oktay: (Çekine çekine yanaşır)
Fatoş: Polonya’ya girdik gülüm. Ne alayım sana Polonya’dan?
Oktay: (Bilmem işareti yapar)
Fatoş: Peynir getirteyim mi sana. Peyniri meşhurdur Polonya’nın.
Oktay: Kalsın. Ezine dururken ne yapayım elin gavurunun peynirini?
Fatoş: Öyle deme çiçeğim, adamlar bir peynir yapıyor, parmaklarını yersin. Peyniri yapıyorlar, 3 yıl da mahzende bekletiyorlar.
Oktay: Olabilir, peynir istemiyorum ben. Neden çağırdın? Ne var?
Fatoş: Dur güzelim atar yapma hemen. Rusya’nın diktatörüne bir mektup yazacağız.
Oktay: (Soğuk yapar, defteri kalemi hazırlar) Tamam bekliyorum.
Fatoş: Sevgili Helga hanım…
Oktay: Sevgili derken?
Fatoş: (Düzeltir) Çok Saygıdeğer Helga Hanım… Şu an diktatörlüğümüzün başlatmış olduğu mücadelenin farkında olduğunuzu düşünüyorum. Bizler, dünya kadınlarını güzelleştirmek için zorlu bir yola çıktık. Ülkemizin bütün kaynaklarını kadınları baştan yaratmak için harcıyoruz. Kurduğumuz güzellik kamplarında her türlü estetik operasyonları ücretsiz yapıyoruz. Nihai amacımız, dünya üzerinde estetiksiz tek bir kadın bile bırakmamaktır. “Çirkin kadın yoktur, estetiksiz kadın vardır.” şiarıyla, bu kutlu görevde bizlere destek olacağınızı umuyor, saygılar sunuyorum.
Oktay: Helga’nın da çok umurunda.
Fatoş: Helga kırmaz beni.
Oktay: Muhabbetiniz iyi yani.
Fatoş: Meslektaşız oğlum. O da diktatör, ben de. Yarın onun bana işi düşer, o zaman da ben koşarım yardıma.
Oktay: Tamam, tamam. Var mı başka bir şey?
Fatoş: Bir şey daha var da… Neyse sonra söylerim.
Oktay: Çıkıyorum o zaman?
Fatoş: Mektubu hemen postala, cevabı gelince de bekletmeden getir.
Oktay: Bakarız. Ayyy Fatoş. (Arkasını dönüp çıkarken Fatoş poposunu bir şaplak atar) Ayyy… Terbiyesiz! (Çıkar)
Fatoş: (Telefona) Kara kuvvetleri komutanı Cevriye’yi çağırın hemen. (Dünya küresinin yanına gelir. Kürenin etrafında biraz dolaştıktan sonra, küreye sarılır.) Canım dünyam benim. Senin her köşeni ele geçireceğim. Benim olacaksın. Hiçbir güç sana sahip olmama engel olamaz.
Cevriye: Ayyy Fatoş. Beni emretmişsiniz Führerim.
Fatoş: Evet Cevriye. Durumumuz nedir?
Cevriye: Führerim Avusturya’nın her köşesini ele geçirdik. Estetik yaptırmamış bütün kadınları toplayıp, güzellik kamplarımıza gönderdik.
Fatoş: Güzel, çok güzel. Sosyal medya ne durumda?
Cevriye: Instagram yıkılıyor Führerim. Bizim kızlar Polonya sınırında Seda Sayan pozuyla (Gösterir) Reels videosu çekip instaya atmışlar, 1 saatte 3 milyon like almış.
Fatoş: Çok iyi ya.
Cevriye: Ayrıca sizin dudak dolgusu videonuzu da hikâyeye atmıştım. 2 milyon kişi kendi hikayesine eklemiş.
Fatoş: Tamam gayet güzel. Hemen kızları topla, bir değerlendirme yapalım.
Cevriye: Emredersiniz Führerim. Ayyy Fatoş! (Çıkar.)
Fatoş: (Tekrar dünya küresinin önüne geçer, dünyayı döndürür. Durdurur.) Hiçbir yere kaçamazsınız. Hepinizi teker teker bulacağız. Nereye saklanırsanız saklanın. SS’lerim sizi saklandığınız o deliklerden çıkarıp kamplara tıkacak. Bir tekiniz bile kurtulamayacaksınız. Dünyayı yeni baştan yaratacağım. Benim olacaksın. Canım dünyam benim. (Dünyaya sarılır, öpmeye başlar. Kızlar içeri girince toparlanır.)
Kızlar topluca içeri girerler. Girerken selam verirler. Masanın çevresindeki sandalyelere otururlar.
Fatoş: Kızlar toplantıya başlamadan ben gidip bir makyaj tazeleyim. (Çıkar.)
Ceren: Ben de mi gitseydim acaba? (Telefondan makyajını kontrol eder.) Bak rimellerim akmış işte.
Fikriye: Her seferinde aynı şey. Kızım bütün gün aynanın karşısındasın zaten. Günde 50 kere makyaj tazeliyorsun.
Ceren: Bütün gün koşturup duruyoruz abla, doğal olarak da makyajım bozuluyor tabi. Elim biraz düzelsin kalıcı makyaj yaptıracağım zaten.
Necmiye: Kampa gel kız, bedava yaptırayım.
Hilmiye: (Nuriye’ye) Kendisi bütün gün kampta ama kendine hayrı yok.
Necmiye: Hilmiye duydum dediğini. Kızım, terzi kendi söküğünü dikemezmiş. Elalemin gudubetlerini düzeltmekten kendimize fırsat mı kalıyor?
Hilmiye: Biz senin kamp komutanı olmadan önceki hallerini de biliyoruz Necmiye abla.
Necmiye: Bak ikide bir abla deyip durma, yemin ediyorum bozuşacağız. Kızım hepi topu 3 ay büyüğüm senden.
Hilmiye: (Nuriye’ye) Görenler öyle demiyor ama.
Necmiye: Vallahi yolacam seni az kaldı.
Ceren: Lütfen sesiniz yükseltmeyin, strese giriyorum. Strese girince de cildim geriliyor. Cildim gerilince de fondötenim çatlıyor.
Fikriye: Ben bir gün senin fondöteni bir çatlatacağım göreceksin o zaman.
Nuriye: (Telefonu çalar.) Arkadaşlar beyim arıyor sessiz olabilir misiniz?
Fikriye: Bu da öldürecek beni. Beyi arıyormuş.
Nuriye: Efendim, efendim kocacığım. Karargahtayım. Toplantıdayız. Kızlarla. Biraz gecikebilirim. Dolapta karnıyarık var, ısıtıp yersiniz. Nasıl bırakayım kocacığım. Toplantıdayız. Tamam, tamam erken çıkmaya çalışırım.
Fikriye: Şuna bak ya. Kadın koskoca hava kuvvetleri komutanı ama dakka başı kocasına tekmil veriyor.
Nuriye: Ne yapayım Fikriye? Benim herif biraz tutuk. Ben söylemesem 3 gün aç yatar evde.
Fikriye: Kızım yemeği yapmışsın, dolaba koymuşsun. Çıkarıp yiyecek o kadar. Bunun neresi zor?
Necmiye: Vallahi ben yemek yapmıyorum evde. Zaten gecenin bir vakti gidiyoruz. Yorgun argın. Bir de yemekle mi uğraşıcam. Benimki makarna falan yapıyor, yumurta kırıyor, karnını doyuruyor.
Hilmiye: (Nuriye’ye) Yemek yapmadığı iyi. Bunun elinden kabuklu yumurta yenmez.
Necmiye: Ayyy şimdi yolacam saçını başını. Benim elimden kabuklu yumurta yenmezmiş. Sen kim olursun da böyle konuşuyorsun. Terbiyesize bak. Hanım, hanım kendine gel. Vallahi yırtarım şimdi ağzını.
Hilmiye: Yalan mı be? Güzellik kampları komutanısın ama kendine hayrın yok. Üstün başın pasak içinde, tekerlekli çöp konteynırı gibisin. İftira atmıyorum, gerçekleri söylüyorum.
Necmiye: Ben senin o gerçeklerini alır… Gözüne sokarım. Vallahi yolucam, tutmayın beni. (Hamle eder. Diğerleri tutar.)
Fatoş: (İçeri girer.) Kızlar, kızlar sakin olun yahu neyi paylaşamıyorsunuz?
Necmiye: Führerim bana pasaklı diyor.
Hilmiye: Yalan mı Führerim?
Fatoş: Bırakın şimdi tartışmayı. Asıl işimize gelelim.
Necmiye: (Hilmiye’ye işaretle.) Sorucam ben sana dışarda.
Fatoş: Kızlar! Kızlar! Bırakın şimdi didişmeyi, toplantıya geçiyoruz. Biliyorsunuz bu sabah Polonya’yı da işgale başladık. (Kızlar alkışlar) Nihai hedefimize doğru kararlı adımlarla ilerliyoruz. (Kızlar alkışlar) Biz tüm kadınlarını güzelleştirmek için yola çıktık. Dünya üzerinde estetik yaptırmayan tek bir kadın kalmayıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz. Azimliyiz, kararlıyız. Çirkin kadın yoktur, estetiksiz kadın vardır. (Kızlar alkışlar) Ülkemizin her bir köşesine güzellik kampları kurduk. İşgal ettiğimiz ülkelere de kuruyoruz. Bu ülkelerde estetik yaptırmayan kadınları kamplarımıza toplayıp, onları yeniden yaratıyoruz. (Arkada bir yeri işaret ederek) Ulu önderimiz Jocelyn Wildenstein’ın da dediği gibi… Jocelyn’in resmi nerede? Ceren hemen as o resmi. (Ceren arkaya resmi asar) Evet ne diyordum, ulu önderimiz estetik kraliçesi Jocelyn Wildenstein’ın da dediği gibi “Estetiksiz kadın, bakımsız bir bahçeye benzer.” Bu yüzden kanımızın son damlasına kadar bu mücadeleye devam edeceğiz. (Kızlar alkışlar) Şimdi genel durum için Cevriye’yi dinleyelim.
Cevriye: Ayyy Fatoş. Çok değerli Führerimiz ve değerli silah arkadaşlarım. Polonya ile birlikle işgal ettiğimiz ülke sayısı 5’e çıktı. Binlerce bakımsız kadını trenlere yükleyip kamplarımıza taşıdık. Birliklerimiz her evi didik didik aramasına rağmen sokaklarda hala bakımsız kadınlar fink atmaktadır. Kadınlar kendilerini gizliyorlar ve saklanıyorlar. Ayrıca sosyal medya için de bir ordu kurduk. Yapay zekâ yardımı ile filtreli Instagram fotoğraflarını orijinal haline çeviriyoruz ve IP adreslerinden bakımsız kadınları tespit ediyoruz. Seve Seve ekiplerimiz yani SS’ler insan üstü bir çabayla çalışmalarını sürdürüyorlar. Arz ederim.
Hilmiye: Benim geçenlerde tırnağım kırıldı, 2 gün uyku uymadım be. Millet çok rahat vallah.
Fikriye: Cezaları arttırmamız lazım Führerim. Örneğin botoksu gelmiş bir kadın botoksunu yenilememişse, 3 gün nemlendirici kullanamasın mesela.
Necmiye: Biz kamplarda tüm işlemleri uyguluyoruz ama yine de gözümüzden kaçanlar oluyor tabi.
Hilmiye: Gözünüzden kaçanlar mı? Ayol geçenlerde bizim SS’lerden biri kamptan çıkarken bir kadın yakalamış. İşlemleri bitti diye saldığınız kadında ne yüz gerdirme var ne kaş kaldırma ne de badem göz. Saçına 2 kaynak yapıp salmışsınız dışarı. Kadın yeni doğmuş kelaynak yavrusu gibi sallana sallana çıkmış nizamiyeden.
Necmiye: Senin derdin ne Necmiye? Benden mi göründüler sana bugün.
Hilmiye: Ben kötü bir şey demiyorum ki. Herkes işini layıkıyla yapsın Necmiye abla. Bizim kızlar zar zor kadın topluyor, kampa teslim ediyor. Siz bir fondöten sürüp salıyorsunuz kapıdan.
Nuriye: (Telefonu çalar.) Kocam arıyor Führerim açabilir miyim?
Fatoş: Toplantıdayız Nuriye sırası mı şimdi?
Nuriye: Açmazsam merak eder. Karakollara falan gider maazallah.
Fatoş: Cehennemin dibine gitsin. Kızım sen hava kuvvetleri komutanısın, bırak artık bu ev hanımı triplerini.
Nuriye: Naapayım Führerim. Toplantı erken biter hemen gelirim dediydim. Uzayınca meraklandı zaar.
Fikriye: Bu kadar yüz vermeyin kocalarınıza hanımlar.
Nuriye: Senin için söylemesi kolay tabi. Erkenden gönderdin herifi öte tarafa, rahatsın. Biz ne yapalım?
Fatoş: Hanımlar, çocuk oyuncağı değil bu iş. Ülke yönetiyoruz ülke, millet yönetiyoruz millet.
Nuriye: (Telefonu tekrar çalar.) Bak arıyor yine, açmazsam küplere biner.
Fatoş: Aç o zaman aç. Toplantının içine etti zaten.
Nuriye: Efendim kocacığım. Bitmedi hayatım. Tabi kocacığım. Hemen gelicem kocacığım.
Hilmiye: Koskoca hava kuvvetleri komutanının düştüğü duruma bak.
Nuriye: Kime bırakayım kocacığım, benim görevim bu. Tamam hayatım çıkar çıkmaz evdeyim. (Kapatır.) Kusura bakmayın arkadaşlar.
Hilmiye: (Cevriye’ye) İpleri en başında vermiş eline, şimdi de her gün tekmil veriyor. Çok doğal.
Fatoş: Neyse devam edelim arkadaşlar. Ne diyorduk. Ceza vermek çözüm değil, kadınlarımızın bilinçlenmesi lazım.
Cevriye: Evet Führerim çok haklısınız. Bunu başarmanın en kolay yolu sosyal medya. Trol hesaplarımızdan bol bol reklam verelim. Konusunda uzman estetikçilerden videolar paylaşalım. Hatta İlber Oltaylı çıkıp “Ben de estetik oldum.” desin.
Fatoş: Evet mantıklı.
Cevriye: Ayrıca televizyonları da kullanabiliriz. Ünlü isimlerden oluşan bir grupla kamu spotu oluşturalım ve tüm televizyonlarda yayınlayalım?
Fatoş: Bu da iyi bir fikir. Önerilerinizi alalım.
Necmiye: Banu Alkan.
Hilmiye: Ben Fatih Ürek diyorum.
Fikriye: Fatih olursa Kuşum Aydın da olsun.
Fatoş: Çok güzel, çok güzel. Sen ne diyorsun Ceren?
Ceren: Efendim Führerim anlamadım.
Fatoş: Sosyal medya diyoruz, reklam diyoruz, ünlüler diyoruz?
Ceren: Olur bence çok iyi olur?
Fatoş: Ne iyi olur kızım?
Ceren: Yani böyle şeyler olsun. Güzel şeyler yani. İyi olur.
Fatoş: Ne iyi olur kızım? Delirtme beni.
Ceren: Führerim kusura bakmayın ojelerimi tazeliyordum, şey yapamadım yani.
Fatoş: Cerenciğim sen toplantılara katılma istersen. Yandaki makyaj odasına kapalı sistem bir monitör koyalım. Sen orada hem rahat rahat makyajını tazele hem de konuştuklarımızı dinle. Olur mu?
Ceren: Vallah çok iyi olur Führerim.
Hilmiye: (Cevriye’ye) Gençlik kollarını topluyor. Bütün gün sürüp sürüştürüyorlar.
Orhan: (Oktay’ı esir almış olarak Nebahat’la birlikte içeri girer.) Kimse kıpırdamasın elemanı indiririm.
Kadınlar ayaklanır silahlarını çıkarıp Orhan’a doğrulturlar.
Orhan: Silahlarınızı indirin yoksa sıkarım kafasına.
Fatoş: Sakin olun kızlar. İndirin silahlarınızı. Kimsin sen? Ne istiyorsun?
Orhan: Beni yaktınız ben de sizi yakacağım.
Fatoş: Ne oldu aslanım? Ne yaptık biz sana?
Orhan: Karımı aldınız elimden. Bana karımı geri verin.
Nebahat: Orhan buradayım ben.
Orhan: Sen sus Nebahat. Karımı aldınız, bambaşka biri yaptınız. Ben eski karımı istiyorum.
Nebahat: Orhancığım güzel olmamış mı? Neden bu kadar sinirlendin?
Orhan: Nebahat… Sinirlerim tepemde konuşup daha da zıplatma sinirlerimi.
Fikriye: Sorun ne koçum, nedir derdin? Anlat da bilelim.
Orhan: Geçen gün çamaşır asarken yaka paça aldınız karımı, güzelleştireceğiz diye. Sonra bambaşka birini bıraktınız kapıya. Ben karımı istiyorum.
Nebahat: Hep konuşuyorduk ya, hani ufak tefek rötuşlar yaptırsam diye.
Orhan: Ne rötuşu lan. Bambaşka biri olup çıkmışsın sen.
Necmiye: Führerim ben hatırladım bu kadını. Geçen ay gelmişti kampa. Bir hafta misafir ettik. Bayağı bir çalıştık üzerinde.
Orhan: İyi bok yediniz. Hemen çağırın o doktorlarınızı karımı eski haline getirsinler.
Fatoş: Tamam, tamam sakin olun. Şimdi doktor hanımı çağırıp eski haline getiririz karını.
Orhan: Şakam yok. Vallahi sıkarım kafasına.
Oktay: Yalnız benim olayla hiçbir ilgim yok. Neden ben esir alınıyorum onu anlamış değilim.
Orhan: Kes lan.
Fatoş: Oktay doğru söylüyor onu ilgilendiren bir durum yok. Onu bırakın, aramızda halledelim.
Orhan: Hemen dedim. Bak sabrım tükenmek üzere.
Fatoş: Tamam tamam hallettiriyorum şimdi. Ceren git hemen doktor hanımı çağır. Acil bir durum var de.
Ceren: Führerim yalnız ojelerim kurumadı daha.
Fatoş: Ceren, delirtme beni. Hemen dedim.
Ceren: Tamam ya. Hep Ceren, hep Ceren… (Çıkar.)
Fatoş: Doktor hanım hemen gelir. İsterseniz silahınızı kaldırın artık. Söz karınızı eski haline getireceğiz, sıkıntı yok.
Nebahat: Vallahi rezil ettin beni herkese. Güzel olmamış mıyım Orhan?
Orhan: Olmuşsun hayatım tabi ki güzel olmuşsun ama sen eskiden de güzeldin.
Nebahat: Bir iki kırışık düzeltiler, bir iki gerdirme yaptılar o kadar.
Necmiye: O kadar da değil tabi.
Hilmiye: (Cevriye’ye) Ben de gideceğim kampa ama sırf bu Necmiye var diye gitmiyorum.
Necmiye: Kulağın sende Hilmiye. Yazıyorum tek tek.
Cevriye: Führerim birkaç poz alsam arkadaşlardan olur mu? Before after yaparız İnstada.
Oktay: Anlaştığınıza göre ben gidebilir miyim artık.
Orhan: Tamam dostum gidebilirsin. Seni de esir aldık, kusura bakma çok çaresizdim.
Oktay: Önemli değil. Az da olsan renk geldi hayatıma. Gir çık gir çık bıktım vallahi. (Çıkar)
Cevriye: Şöyle bir poz alabilir miyim? Karı koca olarak. (Orhan’la Nebahat’ın birkaç resmini çeker.) Führerim arkadaşları da alsak şöyle hep beraber.
Fatoş: Olur tabi hadi kızlar.
Cevriye: Yalnız silahları saklayalım, resimde çıkmasın. Çok güzel. Çekiyorum gülümseyin. Tamam şimdi de şaşkın yapalım. Evet şimdi üzgün. Çok güzel.
Saadet: (Ayten’le girer.) Bizi istemişsiniz Führerim.
Fatoş: Evet Saadet hanım. Şimdi bu arkadaşımıza kampta bir iki estetik operasyonu yapmışsınız ancak beyefendi pek memnun olmamış. Karısının eski hale getirilmesini istiyor.
Saadet: Führerim o kadar malzeme harcadık. Ziyan mı olacak şimdi onlar.
Fatoş: Önemli değil Saadet. Hallederiz.
Saadet: Dünyanın botoksu gitti hanfendiye. Hep ithal ürün bunlar. Yazıktır günahtır.
Fatoş: Hallederiz dedim Saadet hemen başlayın operasyona.
Saadet: Tamam biz hastayı ameliyathaneye alalım o zaman.
Orhan: (Ayağa kalkar Silahına sarılır.) Hayır hiçbir yere götürmüyorsunuz. Burada yapacaksınız ne yapacaksanız.
Saadet: Olur mu beyefendi? Hijyen koşulları var, sterilizasyon var. Burada ameliyat mı olur?
Orhan: Ben anlamam. Karımı bir kez daha alıp götürmenize müsaade etmem.
Fatoş: Tamam tamam kırmayalım beyefendiyi. Buraya getirin ekipmanları, burada yapın ameliyatı.
Nebahat: Bana o acıları bir kez daha yaşatacaksın ya Orhan, yazıklar olsun sana. Hakkımı helal etmiyorum.
Necmiye: Vallahi insanlar bu operasyonlar için kucak dolusu para harcıyor. Biz bedava yapıyoruz ama yaranamıyoruz.
Orhan: Eksik olsun sizin yardımlarınız.
Nuriye: Führerim şimdi ameliyat falan uzun sürer. Ben çıksam olur mu? Bizimki sokaklara çıkmıştır şimdi.
Fatoş: Tamam Nuriye çık. Biz ne ile uğraşıyoruz burada, senin aklın nerede.
Nuriye: Haklısınız führerim de. Benimki zır zır aramaya başlar yine.
Fatoş: Tamam çık ama yarın kampları teftiş edeceğiz geç kalabiliriz. Seninkine haber ver şimdiden.
Nuriye: Tamam Führerim. Arkadaşlar iyi akşamlar. Allah rahatlık versin. (Çıkar)
Saadet’le Ayten bir paravan getirirler. Paravanın arkasında Safiye vardır.
Saadet: Hastayı alalım ameliyathaneye.
Nebahat’la Saadet paravanın arkasına geçerler. Ayten paravanın yanında bekler. Saadet her talebinde kafasını paravanın yanından uzatır. Ayten Saadet’in istediklerini verir.
Saadet: Neşter.
Ayten: (Başka bir şey uzatır.)
Saadet: Bu değil Ayten neşter diyorum neşter. Hani bıçak gibi. Kesiyoruz hani.
Ayten: (Neşteri uzatır.)
Saadet: Pamuk.
Ayten: (Pamuğu uzatır.)
Saadet: Bu ne Ayten?
Ayten: Pamuuuuk.
Saadet: Onu demiyorum. Bu ne böyle? Ben senden bir tutam pamuk istiyorum, sen bana bir paket pamuk veriyorsun. (Fazlasını iade eder.)
Ayten: Kusura bakmayın doktor hanım.
Saadet: Sargı bezi.
Ayten: (Sargı bezini uzatır.)
Saadet: Ooooo. Böyle giderse biz bir haftaya kalmaz kapatırız ameliyathaneyi. Birazcık kızım birazcık. Sen koca ruloyu veriyorsun.
Ayten: Kusura bakmayın doktor hanım.
Saadet: Tamam tamam. İğne ipliği alayım şimdi.
Ayten: (İğne ipliği verir.)
Saadet: (Paravanın arkasından çıkar.) Evet operasyonumuz başarıyla tamamlanmıştır. Hazır mısınız? Karınızı eski haline getirdik.
Orhan: Evet evet hazırım. Ve çok heyecanlıyım.
Saadet: O zaman gözlerinizi kapatın.
Orhan: (Gözlerini kapatır. Paravanın arkasından Nebahat yerine Safiye çıkar.)
Saadet: Gözleriniz açabilirsiniz. İşte karınız. (Kızlar alkışlar.)
Orhan: (Gözlerini açar) Nebahat. Şükürler olsun.
Safiye: En azından kaşları ellemeseydiniz doktor hanım.
Orhan: (Karısının yanına gider.) Yeniden kavuştum sana Nebahat. Çok teşekkür ederim doktor hanım.
Saadet: Ne demek efendim görevimiz. Hayrını görün.
Ceren: (Telaşla içeri girer.) Führerim Führerim korkunç bir şey oldu.
Fatoş: Ne oldu kızım korkutma bizi?
Ceren: (Rujunu gösterir) Rujum bitmiş Führerim rujum.