01 / 01
Kaldığınız yerden devam ediliyor...

MAL PAÇİNO

MAL PAÇİNO
“Mal Paçino” – Mafya evinde Meksika açmazı! Bir mafya babası, iki sevgili, deli bir eş, sakız çiğneyen bir kız, pizzacı bir aşık ve kafası karışık adamları… Hepsi aynı salonda, aynı anda, aynı silahların gölgesinde buluşursa ne olur? Yanlış anlaşılmalar, kıskançlık krizleri, parfüm kokuları ve pizzalar arasında kahkahalarla dolu bir curcuna! Aşk mı kazanacak, mafya mı, yoksa mozzarella mı? Cevabı “Mal Paçino” sahnede…

(Ortada üçlü bir koltuk, iki yanda berjer, koltukların ortasında ise bir adet sehpa vardır. Sehpada içki şişesi, kadehler ve çerez tabağı. Yanında bir adet tabanca. Mahmut ve Veronika koltukta oturmaktadırlar.)

 

Veronika: Mamut! Ben hep anlatıyor sana. Ama sen hiç anlamıyor beni. Benim adim Veronika. Veronika. Sen hep diyor bana melodika.

Mahmut: Tamam gülüm tamam. Ha Veronika, ha melodika. Ne fark eder? Sen benim gönlümün sultanısın, isminin ne önemi var.

Veronika: Ama revüdeki arkadaşlar dalga geçiyor benle.

Mahmut: Kim dalga geçiyor? Hemen söyle, göndereyim çocukları sıktırayım ayaklarına.

Veronika: No, no, no. Olmaz öyle. Onlar benim arkadaş.

Mahmut: Kimse benim sevgilimle dalga geçemez. Ben ona istediğim gibi seslenirim. İster melodika derim ister antika, istersem de entrika. Kim koskoca mafya babası Karındeşen Mahmut’un sözüne laf edebilir?

Veronika: Tamam Mamut tamam. Sinirlenme. Ama ne olur bana Veronika de artık. Hem Veronika çok güzel bir isim. “Zafere götüren kadın” demek ispanyolada.

Mahmut: “Zafere götüren kadın” ha. İyimiş. O zaman zaferlerimize içelim.

Veronika: Yalnız benim karnım çok acıktı. Bir şeyler yemezsem başım tutar.

Mahmut: Zeki’ye söyledim bir şeyler sipariş etsin diye. Eli kulağında, gelir şimdi. Bu arada sana aldığım kolyeyi nasıl buldun? Beğendin mi?

Veronika: (Kolyesini gösterir.) Çok harika bir kolye. Çok beğendim. Çok teşekkür ederim.

Mahmut: Eşek yüküyle para saydım ona. Dikkat et düşüreyim falan deme.

Veronika: Aşk olsun Mamut düşürür müyüm hiç.

Mahmut: Geçen yaz aldığım pırlanta bilekliğe ne oldu politika hanım? Yirmi tane adamımı iki saat ağaç ettim sahilde, senin bilekliğini bulsunlar diye.

Veronika: Benim suçum yok ki Mamut. Sen istedin deve güreşi oynamak. Atlayıp zıplarken düşmüş işte.

Mahmut: Zeki de boğulup gidecekti az daha, senin bilekliği ararken. Geri zekalı kafayı kaldırmadan beş dakika suyun altında bilekliği aramış. Cemşit çekip almasa balon gibi şişecekti salak.

Veronika: Hatırladım evet. Ne kadar korkmuştu zavallı. Ama asıl Haydar’ın kendisine suni teneffüs yaptığını görünce korktu bence. Görmedin mi nasıl tırmandı kayalılara?

Mahmut: Hatırladım, hatırladım. Domates gibi kızarmıştı garibim. (Durur, çapkın bir eda ile) Ben de sana suni teneffüs yapayım mı? İster misin?

Veronika: Oluuuurrr.

(Mahmut öpmek için Veronika’ya doğru eğilirken, Şevki telaşla sahnenin sağından içeri girer.)

Şevki: Patron, patron…

Mahmut: Ne var lan münasebetsiz.

Şevki: Yenge patron yenge…

Mahmut: (Veronika’yı göstererek) Yengen burada oğlum. Ne olmuş yengene?

Şevki: O yenge değil patron (kafasıyla işaret eder.) öbürü. (eliyle kısa işareti yapar)

Mahmut: (Duraklar) Nazmiye mi?

Şevki: (Manalı başını sallar.)

Mahmut: Eyvahlar olsun. Şimdi boku yedik.

Veronika: Ne oldu Mamut, kim gelmiş?

Mahmut: Celladım gelmiş celladım?

Veronika: Celladim mi? Celladim kim?

Mahmut: Nazmiye gelmiş kızım Nazmiye. Yandım bittim ben. Çabuk toplan hemen. Yan odaya geçiyorsun, o gidene kadar da sesini çıkarmıyorsun.

Veronika: Neden korktun sen bu kadar?

Mahmut: Kızımmm. Hatırlamadın mı Nazmiye’yi? Hani geçen sene bizi restoranda basmıştı ya. Sonra cinnet geçirip bütün masaları devirmişti hani. Sonra da garsonların kafasında tabak kırıp sirtaki oynamıştı. Hatırladın mı?

Veronika: O my god. Nazmiye? Deli Nazmiye?

Mahmut: Ha işte o. Hemen, hemen… Hemen kaybol. Seni burada görürse, saçını başını yolar.

Veronika: (Çantasını alır ve sahnenin sağına yönelir. Şevki önünü keser.)

Mahmut: Oradan değil be kadın, bu taraftan. Sakın sesini çıkarayım deme. (Veronikayı gönderince, Şevki’ye) Git karşıla çabuk yengeni.

Şevki: (Kapıya yönelir, kapıda Nazmiye görünür.) Oooo yenge hanım hoş geldiniz.

Nazmiye: Nerede o adı batasıca?

Mahmut: (Yavşar) Buradayım gülüm buradayım. Hoş geldin?

Nazmiye: Bu parfüm kokusu ne? Kadın mı getirdin buraya?

Mahmut: Yok be hayatım olur mu? Şevki’nin parfümüdür o.

Nazmiye: Şevki’nin mi? (Bir iki havayı koklar) Ayol bu kadın parfümü?

Mahmut: Arada böyle ilginçlikler yapar o. Öyle değil mi Şevki?

Şevki: (Kararsızca başını sallar.)

Nazmiye: (Koltuğa oturur.)

Cansu: (Kafasında kulaklık, elinde telefonla içeri girer.)

Mahmut: Vay efendim vay güzeller güzeli kızım da gelmiş. Hoş geldin bebeğim.

Cansu: (Ağzında bir top sakız vardır.) Hello bobiş.

Mahmut: Bobiş mi? Ulan koskoca mafya babasına bobiş denir mi yahu?

Cansu: Ne diyim babişko? Kanka mı diyim?

Mahmut: Baba diyeceksin kızım baba.

Cansu: (Koltuğa oturur.) Tamam babalık ya…

Mahmut: (Şevki’ye) Bak hala babalık diyor.

Nazmiye: Şevki hemen soğuk bir şeyler getir içim kavruldu.

Mahmut: (Şevki’ye işaret eder.) Hemen iki tane buz gibi kola kap gel.

Cansu: Benim ki zero olabilir mi? Rica etsem…

Mahmut: (Soldaki berjere oturur. Nazmiye’ye) Hayırdır hatun hangi rüzgar attı sizi?

Nazmiye: Müdür aradı… “Kızınızla ilgili şikayet var, acil okula gelin.” dedi.

Mahmut: Şikayet mi? Ne şikayeti?

Nazmiye: Senin bu geri zekalı kızın, okuldaki bir arkadaşını, senin adamlarından birine dövdürmüş. Kız da şikayetçi olmuş tabi.

Mahmut: Arkadaşını mı dövdürmüş?

Cansu: Arkadaşım değil o benim. Düşmanım.

Mahmut: Ne düşmanı kızım? Okul mu orası, savaş meydanı mı? Ne düşmanlık yaptı sana?

Cansu: Öyle deme father ya. O yelloz benim boyfriend’imin story’sine kalp gözlü smile atmış.

Mahmut: Eee ne olmuş attıysa? Belki yanlışlıkla atmıştır. Hemen dövdürmek mi lazım?

Şevki: (Kolaları ve bardakları getirir masaya koyar.)

Nazmiye: Müdür burnundan soluyordu. Kim bilir daha ne bokları var. Okuldan atmasalar bari.

Mahmut: Okuldan atmak mı? Ulan her ay çuval çuval para gönderiyorum okula. Ne atması?

Nazmiye: Ben onu bunu bilmem. Ya haddini bildir şuna ya da ben gerekeni yapacağım.

Mahmut: Bak kızım okulda öyle dövüş mövüş olmaz, orası ilim irfan yuvası.

Cansu: Okulda sarkmadığı çocuk kalmadı baba. Benden önce de Cemre’nin uzatmasına çağrı atmıştı. Resmen flört avcısı.

Mahmut: Kime hallettirdin peki?

Cansu: Sağ olsun Kazım abi bir telefona uçtu geldi.

Mahmut: Kazım mı? Sende Kazım’ın telefonu ne arıyor?

Cansu: Lazım olur diye almıştım babiş.

Mahmut: (Şevki’ye) Bir ara Kazım’a söyle, özel bir görüşme yapacağım kendisiyle. Bizim dünya kadar işimiz var, adam gidiyor okulda racon kesiyor.

Nazmiye: Kalkalım da okul kapanmadan görüşelim şu müdürle. Sen gelecek misin?

Mahmut: Benim gelmeme gerek yok gülüm. Sen gider halledersin.

Nazmiye: Tabi bunun her derdiyle ben ilgileneyim, sen otur burada içkini iç, keyfine bak.

Mahmut: Olur mu çiçeğim, bin bir tane insanla uğraşıyoruz her gün. Yok sevkiyatı, yok senedi, yok haracı…

Nazmiye: (Sertçe) Mahmut… (Sehpayı gösterir) İki tane kadeh var burada. Biri senin… Öbürü?

Mahmut: Öbürü mü? Şey… Şevki ya. Şevkinin o. Yavuklusundan ayrılmış da. Acıdım bir kadeh koydum, efkarını dağıtsın diye.

Nazmiye: Şevki oturup seninle içki mi içiyor, karşılıklı? Koskoca Karındeşen Mahmut’la?

Mahmut: Bir seferlik gülüm, bu seferlik. Çok yıkılmış adam. (Şevki’ye) Öyle değil mi Şevki?

Şevki: (Anlamsızca başını sallar.)

Nazmiye: Beni zarflamıyorsun değil mi Mahmut? Yoksa… Gene bir kadın mı attın buraya? Girerken duyduğum o parfüm kokusu?

Mahmut: Olur mu bir tanem ben senin üstüne gül koklar mıyım?

Nazmiye: Bana hiç kendini anlatma Mahmut. Ben senin daha önce neleri kokladığını çok iyi biliyorum.

Mahmut: Günahımı alıyorsun ama.

Nazmiye: Ulan senin günahını, beş tane damperli kamyon kiralasam alamam be.

(Veronika’nın olduğu taraftan bir hapşırık sesi gelir.) 

Nazmiye: Mahmut! Bu hapşırık?

Mahmut: Hapşırık mı? Ne hapşırığı, kim hapşırdı? Ben hapşırık falan duymadım.

Cansu: Nasıl duymadın baba ya? Basbayağı biri hapşırdı içerde.

Nazmiye: Mahmut kim var içerde?

Mahmut: Kimse yok hayatım, sana öyle gelmiştir.

(Veronika’nın olduğu taraftan bir hapşırık sesi daha gelir.) 

Nazmiye: Bal gibi hapşırık sesi işte. Hem de bir kadının…

Mahmut: Kadın mı? Yok artık ya. Kadın ne arasın burada?

Nazmiye: Ben onu bunu bilmem, gidip bakacağım. (Kalkmaya çalışır.)

Mahmut: (Nazmiye’yi engeller.) Dur hayatım dur. Tamam şimdi hatırladım. Bizim Haydar o… Dün gece malları indirmek için limana gittiydi. Bütün gece ayazda beklemiş durmuş. Tabi ayazı yiyince de üstünüze afiyet bayağı bir üşütmüş. Üşütünce de tabi burunlar akmış. Geldiğinden beri hapşırık da hapşırık.

Nazmiye: Ne Haydar’ı be! Bildiğin kadın sesi bu. Gidip bakacağım.

Mahmut: Bi dur Allah aşkına ya. Üşütmüş adam. Üşütünce sesler de gitmiş tabi. Sabah geldi böyle cik cik cik. Dedim oğlum ne olmuş sana böyle kadın gibi çıkıyor sesin?

Nazmiye: Mahmut benimle dalga geçme vallahi başına yıkarım burayı. Gidip bakacağım ben.

Mahmut: Tamam, tamam. Sen zahmet etme. Dur ben getirteyim Haydar’ı içerden. Şevki… (Kaş göz işareti yaparak) Git Haydar’ı çağır gelsin içerden.

Şevki: Haydar’ı mı?

Mahmut: Evet, evet Haydar’ı. “Benim keyfim yok patron, ben girip içerde biraz yatayım.” demişti ya hani? Söyle hemen, kendini iyi hissediyorsa gelsin yengesine bir selam versin.

Şevki: (Şaşkın içeriyi işaret ederek) Haydar?

Mahmut: Evet Haydar.

Şevki: İçerde yatıyor.

Mahmut: Evet Şevki… Haydar… İçerde yatıyor. Git ona söyle iyi ise gelsin, değilse sonra gelsin.

Nazmiye: Hayır efendim sonra falan değil şimdi. Şevki söyle o Haydar’a hemen gelsin buraya.

Şevki: (Veronika’nın olduğu tarafa gider.)

Zeki: (Berke’nin kolundan tutarak içeri girer.) Patron malları yanlış adrese teslim eden kuryeyi yakaladık.

Mahmut: Bu mu lan o namussuz.

Cansu: Berke!

Berke: Cansu!

Mahmut: Cansu mu? Ulan sen nereden tanıyorsun Cansu’yu?

Cansu: Benim şeyim o baba… Şeyim işte…

Mahmut: Neyin lan? Nereden tanıyorsun sen bunu?

Berke: Benim hiçbir suçum yok amca. Ben pizzacıyım. Pizza getir dediler, getirdim. Sonra beni kapıda yakalayıp karga tulumba buraya getirdiler.

Cansu: Akşama bir programın var mı Berke? Biz kızlarla takılacağız. Sen de gelsene bizimle.

Nazmiye: Sen hiçbir yere gitmiyorsun. Bu akşam cezalısın, ders çalışacaksın evde.

Cansu: Of anne ya.

Mahmut: Kızım sen bizim kuryeyi nerden tanıyorsun?

Berke: Kurye değilim amca ben pizzacıyım. Siparişleri teslim ediyorum.

Mahmut: Neyi nereye teslim ettiğini konuşacağız az sonra. Cansu sen nereden tanıyorsun bu herifi?

Cansu: Okulun yanındaki pizzacıda çalışıyor baba.

Mahmut: İsmini nereden biliyorsun?

Cansu: Dedim ya işte. Biz Berke ile çıkıyoruz.

Mahmut: Çıkıyor musunuz?

Nazmiye: Biz kızı okusun diye okula gönderiyoruz, o pizzacılarla gönül eğlendiriyor.

Cansu: Gönül eğlendirmiyoruz anne. Berke’yle birbirimizi seviyoruz biz. Evleneceğiz.

Berke: Evleneceğiz mi? Cansu, saçmalama ne evlenmesi?

Cansu: Yazıklar olsun Berke. Evlenmeyecek misin benimle?

Mahmut: Kesin lan. Daha yaşınız başınız kaç sizin, ne evlenmesi?

Berke: Evet amca ya ne evlenmesi? Çocuğuz biz daha.

Mahmut: O kadar da değil. Kuryelik yapmayı biliyorsun ama.

Berke: Vallahi billahi kuryelik falan yapmıyorum ben.

Zeki: Senin ne dalavereler çevirdiğini öğreneceğiz yakında.

Berke: Vallahi benim bir suçum yok. Pizza istediniz getirdim. Getirmese miydim?

Zeki: Uzatma. Öbür paketleri nereye götürdün onu söyle?

Berke: Abi yeminle diyorum sana hiçbir yere bir şey götürmedim. Pizza istediniz pizza getirdim size.

Şevki: (Veronika ile birlikte içeri girer.) Patron Haydar yoktu Veronika hanımı getirdim.

Mahmut: İyi bok yedin.

Nazmiye: Mahmut kim bu kadın?

Veronika: Berke, sen ne arıyor burada?

Mahmut: Berke mi? Sen nereden tanıyorsun Berke’yi?

Cansu: Berke! Kim bu kadın?

Nazmiye: Mahmut, bu kadın kim dedim sana?

Mahmut: O mu şey… Şey o ya… Veronika.

Nazmiye: İsmini sormuyorum. Kimin nesi, ne arıyor burada?

Mahmut: Şey işte ya… Şeyin şeysi… Veronika, Berke’yi nereden tanıyorsun sen?

Cansu: Evet baba ya… Nereden tanıyor benim sevgilimi? Berke, sana da yazılar olsun.

Berke: Kızım birkaç kere pizza sipariş ettiler götürdüm. Adımı sordu söyledim. Ne var bunda?

Nazmiye: Bırakın şimdi Berke’yi merkeyi. Mahmut bu kadının burada ne işi var?

Mahmut: Karıcığım o şey için geldi. Şey için işte. Tamam buldum. Veronika Şevki’nin şeysi. Kız arkadaşı. (Şevki’ye) Öyle değil mi Şevki?

Şevki: (Şaşkın, şaşkın bakınır.)

Nazmiye: Kız arkadaşı mı? Biraz önce kız arkadaşından ayrıldı dediydin?

Mahmut: Tamam işte ondan ayrıldı, bunu buldu. Değil mi Şevki?

Şevki: (Kararsızca başını sallar.)

Veronika: Evet, evet ben Şevki’nin kız arkadaş. Ben çok sevmek Şevki. (Şevki’ye sarılır.)

Mahmut: Yavuklusundan ayrılınca bunalıma girdi herif. Veronika’yı bulmasa intihar edecekti garibim. Öyle değil mi Şevki?

Şevki: (Kararsızca başını sallar.)

Berke: Bula bula bunu mu buldun Veronika?

Cansu: Sana ne oluyor Berke? Kimi bulduysa bulmuş, sana ne?

Veronika: Berke, açıklayacak ben sana sonra.

Mahmut: Ne oluyor lan burada? Neyi açıklayacaksın Veronika?

Cansu: Berke?

Berke: Cansu, üzgünüm ben Veronika’yı seviyorum.

Cansu: Ühüüüü… Biliyordum zaten beni sevmediğini.

Mahmut: Ne sevmesi lan? Veronika, ne diyor lan bu kurye?

Nazmiye: Sana ne oluyor Mahmut? Kim kimi severse sevsin sana ne?

Mahmut: Öyle deme Nazmiye, Şevki’nin namusu benim namusum demek.

Nazmiye: Bu işte bir iş var ya, dur bakalım.

Mahmut: Ne işi olacak Nazmiye? Görmüyor musun, adam tutmuş ben Şevki’nin kız arkadaşını seviyorum diyor.

Nazmiye: Şevki ne diyor bu duruma?

Şevki: (Şaşkın şaşkın bakınır.)

Veronika: Berke benim eski aşk.

Berke: Eski aşk mı? Kızım daha dün akşam…

Cansu: Dün akşam mı? Dün akşam demek öyle mi Berke Bey?

Berke: Kızım sandığın gibi değil.

Mahmut: Ulan hem paketleri karıştırıyorsun hem de ortalığı. Yakarım lan ben seni.

Zeki: Vurayım mı patron?

Veronika: Hayır, hayır… Ona bir şey yapmayın. Ben Berke seviyor. (Koşturarak Berke’nin yanına gider.)

Mahmut: Berke’yi mi seviyorsun? Ulan öldürürüm ikinizi de. (Üstünde silahını arar.)

Nazmiye: Sana ne oluyor Mahmut?

Zeki: (Silahını çıkarır, Veronika’ya doğrultur.) Kimse kıpırdamasın Veronika’yı vururum.

Berke: (Sehpanın üstündeki silahı alır, Nazmiye’ye doğrultur.) Kimse kıpırdamasın teyzeyi vururum.

Nazmiye: Ne teyzesi oğlum abla diyeceksin, abla.

Şevki: (Silahını çıkarır Cansu’ya doğrultur.) Kimse kıpırdamasın Cansu’yu vururum.

Mahmut: Salak mısın lan sen? Cansu’yu niye vuruyorsun?

Şevki: Ne bileyim patron, herkes birine silah doğrulttu.

Cansu: Bırak vursun baba. Berke Veronika’yı seviyormuş, yaşamın anlamı yok artık.

Mahmut: Saçmalama kızım. Veronika, bütün bu olanların bir açıklaması vardır inşallah?

Veronika: Mamut sen affetmek beni.

Nazmiye: Asıl sen bana anlat bakalım Mahmut Efendi, neler oluyor burada?

Mahmut: Olan şu karıcığım; bir Meksika Açmazı’na girdik, bakalım nasıl çıkacağız.

Nazmiye: Biz bu açmazdan çıkarız da Mahmutçuğum, sen girdiğin bu çukurundan nasıl çıkacaksın onu merak ediyorum.

Mahmut: Hiçbir şey göründüğü gibi değil gülüm.

Nazmiye: Bu Veronika ile ne haltlar karıştırdın sen?

Berke: Bırakın biz Veronika ile gidelim.

Şevki: Sevgilimi hiçbir yere götüremezsin.

Mahmut: Sevgili mi?

Şevki: Öyle dedin ya patron.

Cansu: Bence herkes birbirini vursun.

Nazmiye: Saçmalama be. Herkes birbirini vursunmuş. Eve gidince soracağım ben sana.

Cansu: Ben bu akşam eve gelmeyeceğim anne. Merve’lere gideceğim.

Berke: Cansu senin Merve diye bir arkadaşın yok ki.

Cansu: Ben seninle konuşmuyorum Berke Bey. Sana Veronika ile mutluluklar dilerim.

Zeki: Ne yapacağız şimdi patron?

Mahmut: Herkes sakin olsun ve elindeki silahı yere bıraksın.

Berke: Yok ya. Sonra?

Mahmut: Sonra herkes yoluna.

Berke: Veronika’la beni bırakın. Biz gidelim. Sonra siz ne yaparsanız yapın.

Nazmiye: Bu iş tamamen aydınlanmadan kimse bir yere gidemez. Mahmut, bu Veronika kim, seninle ne alakası var?

Mahmut: Söyledim hayatım. Benimle hiçbir alakası yok. Şevki’nin sevgiliydi o, onu da Berke’ye kaptırdı.

Nazmiye: Ben bir yerden tanıyorum bunu ama çıkartamadım.

Berke: Yalnız benim vaktim azalıyor. Diğer siparişlere yetişemezsem patron beni işten atar. Bırakın biz gidelim.

Cansu: Aman geç kalma, kızlar açlıktan ölür yoksa.

Veronika: Başka kızlar da mı var Berke?

Berke: Yok be Veronika ne kızı? Pizza siparişleri onlar.

Cansu: Tabi, tabi. Beni de Mozerella peynirli pizzayla kandırmıştın zaten.

Veronika: O şit. Sen kızları pizzayla mı kandırıyorsun Berke?

Nazmiye: Tamam şimdi hatırladım. Seni, geçen sene restoranda bastığım kız değil mi bu?

Mahmut: Yok çiçeğim yok. Ne restoranı ne basması?

Nazmiye: Vallahi de o billahi de o. Mahmut ben seni çiğ çiğ yemez miyim? (Kalkar Mahmut’un üstüne yürür.)

Mahmut: (Sahnenin soluna doğru kaçar.) Sakin ol Nazmiye. İnan senin sandığın gibi değil.

Nazmiye: Mahmuuuttt boyun devrilsin Mahmut. (Soldan çıkarlar.)

Cansu: (Şevki’nin elindeki silahı alır.) Sizin bir şey halledeceğiniz yok. Kendi işimi kendim halledeyim. Hayallerimle oynadın Berke, hesabını vereceksiniz.

(Cansu elinde silahla Berke’yi ve Veronikayı kovalar. Hep beraber sağdan çıkarlar.)

Zeki: Bizim pizzalar nerede kaldı ya?