(Sahnenin sağında bir market yazarkasası ve arkasında bir kasiyer vardır. Kasiyer ürünleri okuturken müşteri ürünleri kontrol eder. Yazarkasanın önünde bekleyen müşteriler homurdanır.)
Mülayim: Bi saniye, bi saniye. Bu kaşarı iade etmem lazım. Bakın son kullanım tarihi geçmiş bunun.
Nebahat: Beyefendi… Alırken baksaydınız son kullanım tarihlerine… Tam bir saattir kuyruktayız.
Mülayim: Öyle demeyin hanımefendi, Tarihi geçmiş ürünleri raftan indirmiyorlar, biz de alıp atıyoruz sepete. Tarihlerine bakmazsak zehirlenip gideriz maazallah.
Nebahat: Bakın kardeşim bakın. Ona bir şey demiyoruz. Bakın da alırken bakın, kasada değil.
Berke: Yalnız derse geç kalıyorum ben.
Aykut: (Yanındakilere) Bak, bak, derse geç kalıyormuş. Aferin. İşte yeni nesilde görmek istediğimiz hareketler bunlar. Z kuşağı çalışkan, istekli, bilinçli ve eğitime aç. Aferin. Seni tebrik ederim delikanlı. Kaçta okuyon bakim sen?
Berke: Hazırlık.
Aykut: Aferin. Aferin. Hazırlanın, hazırlıklı olun. (Nutuk verir gibi) Önünüzde çok çetin günler var. Siz hazırlıklı olmazsanız, çakallara yem olursunuz. Yeni dünya düzeni çok acımasız olacak. Büyük balıklar, küçük balıkları yutacaklar. Hazırlanın yiğidim hazırlanın.
Berke: Yalnız bu sene de kalırsam babam okuldan alacakmış beni.
Aykut: Ne cüret? Eğitim aşkıyla yanıp tutuşan bir genci eğitimden mahrum etmek de ne demek?
Berke: “3 senede bi hazırlığı geçemedin. Senden ne köy olur ne de kasaba” dedi bana.
Aykut: Olur mu efendim? Pes etmek sana yakışır mı? Bizler mücadeleci bir ecdadın torunlarıyız. Gerekirse bir üç sene daha mücadeleni sürdüreceksin. Hangi bölümde okuyorsun?
Berke: Ziraat fakültesi, süs bitkileri bölümü.
Aykut: Olsun evladım olsun, bu dünyanın süs bitkilerine de ihtiyacı var.
Zarife: Kasiyer Hanım ne kadar uzun sürdü beyefendinin işi. Vallahi sıra bize gelene kadar, aldığımız ürünlere zam gelecek.
Kasiyer: Görmüyor musunuz? Beyefendi, aldığı bütün ürünlerin son kullanım tarihlerini, fiyatlarını, ambalajlarını, içindekileri, tek tek kontrol ediyor. Ben ne yapabilirim?
Mülayim: Benim bilinçli bir tüketici olarak bu kontrolleri yapmak, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 11.maddesi gereğince en doğal hakkım.
Nebahat: Size kimsenin “kontrol etmeyin” dediği yok. Kontrollerinizi raftan alırken yapacaksınız. Bu kadar insanı bekletmeye hakkınız yok.
Nil: (Kasiyere) Pardon ayfon şarjı bulunur mu sizde? (Telefonu gösterir.) Bir diş kalmış.
Nebahat: Alışverişi hallettik bir senin şarjın kaldı kusur.
Nil: Boy frendim arayacak az sonra… Telefonum kapanırsa biterim ben. Sırf şarjım bitmesin diye kankama market selfisi atmadım, düşünün yani.
Nebahat: Kızım çok önemliyse kankana benim telefondan at selfini.
Nil: Ya bu ortam çok otantik biliyor musun teyze? Mutlaka paylaşmam lazım. Hatta instada story bile atabilirim. İnsanlar markette, alışveriş yapmış, tereyağ almış, kahve almış, süt almış, sırada bekliyor. Gerçekten çok cool.
Nebahat: Başlarım şimdi kuluna muluna, sinirlerim tepemde zaten. (Kasiyere) Hadi be kızım, ağaç olduk burada.
(Sahnenin solundan 2 kişi girer, biri yetkilidir.)
Müdüre: Hadi tatlım, göreyim seni… (Elinde bir tomar kâğıt tutar) Bu etiketlerin hepsini 10 dakika içinde değiştirmen lazım. Unutma, bu zamana karşı bir yarış. Sen bunları değiştirene kadar, yeniden zaman gelebilir ve sen yine etiket değiştirmek zorunda kalabilirsin. O yüzden acele et ki, arada dinlenecek zamanın olsun.
Eleman: (Etiketleri inceler) Müdüre Hanım, bunlar bir saat önce değiştirdiğimiz etiketler değil mi?
Müdüre: Evet, hepsini bir saat önce değiştirdin. Ama beş dakika önce yeniden zam geldi. O yüzden hepsini yeniden değiştirmen gerekiyor.
Eleman: Müdürüm günde 6-7 kere etiket değiştireceğimize, akşam marketi kapatırken en son etiketi değiştirsek, olmaz mı?
Müdüre: Olur mu öyle şey. Gün içinde gelen zamlara ne olacak peki? Müşterilerin gün içinde aldığı ürünlerden zarar etmez miyiz o zaman?
Eleman: Peki tam ben etiketi değiştirirken, müşteri o üründen almak isterse ne yapayım?
Müdüre: Karışma bırak alsın, kasaya geldiğinde, yeni fiyatı geçiririz, pardon yeni fiyat geçerli olur.
Eleman: Tamam ben başlıyorum o zaman.
Müdüre: Hadi güzelim. Allah yar ve yardımcın olsun.
(Müdür soldan eleman sağdan çıkar)
Zarife: Bak, ben demedim mi size, kasayı beklerken yeni bir zam daha yedik.
Aykut: Hep dış güçlerin işi bunlar. Tam anlamıyla bir cenderenin içindeyiz. Amaçları insanlarımızı açlığa mahkûm etmek. Bu zamları da onlar yapıyor.
Nebahat: Ne dış güçleri be! Görmüyor musun dolar, euro aldı başını gidiyor. Naapsın esnaf? Her şey dolarla euroyla.
Aykut: Tamam işte dolar kimin parası? Amerika’nın. Amerika’yı kim yönetiyor? Çakallar. Bağlantıyı gördün mü?
Nebahat: Çakalmış. Kardeşim mazot kaç para oldu biliyor musun sen?
Nil: Ben teyzeye katılıyorum. Mesela benim, şu elimde gördüğünüz telefonum ayfon 9. 15’i çıktı ama dolar yüzünden alamıyorum.
Berke: Aynen, aynen. Bende de hala pleystayşın 3 var. Babama “5’i çıktı baba alalım mı?” dedim. Bir araba sopa yedim.
Zarife: İnşallah benim aldığım ürünlere zam gelmemiştir.
(Eleman ve elemanı tabanca ile esir alan adam sağdan girer.)
İsyancı: Kimse kıpırdamasın bu bir isyandır.
Kasiyer: İsyan mı? Soygun olmasın o? Soygunsa eğer kasadaki bütün parayı alabilirsiniz.
İsyancı: Ne soygunu kızım, isyan diyorum anlamıyor musun isyan. Zamlara, enflasyona, hayat pahalılığına isyan.
Kasiyer: Eeee, biz ne yapıcaz o zaman?
İsyancı: Ellerini kaldıracaksın ve çeneni kapatacaksın. Bu marketin sorumlusu kim?
Kasiyer: Müdüre hanım.
İsyancı: Çağır buraya gelsin.
Zarife: Vallahi isyancı bey oğlum ben de şikayetçiyiz bu zamlardan. Ürünü sepete koyuyorum, kasaya gelene kadar zam geliyor. Bıktık vallahi.
Nebahat: (Mülayim’e) Hep sizin yüzünüzden. Kasada o kadar oyalanmasaydınız, soyguna kalmayacaktık.
İsyancı: Soygun değil hanfendi isyan diyorum isyan.
Nebahat: Her neyse. Tam bir saattir kasanın başında ağaç etti bizi. Bilinçli tüketiciymiş…
Mülayim: Hanfendi rica ederim üslubunuza dikkat edin.
Nebahat: Etmezsem ne olur? Tüketici hakem heyetine mi şikâyet edeceksin beni?
İsyancı: Kesin lan. Ben burada sizin için eylem yapıyorum, siz neyin hesabındasınız.
Zarife: İsyancı bey oğlum bu eylemin sonunda biz aldıklarımızı hangi fiyattan ödeyeceğiz?
İsyancı: Saçmalama teyze ya. Ben bir farkındalık yaratmaya çalışıyorum. Şu an için değil bu eylemim, tüm zamanlar için. Kapitalizmin zincirlerini kırmamız lazım ilelebet.
(Müdüre elleri havada girer.)
Müdüre: Pardon beni istemişsiniz…
İsyancı: Bu marketin sorumlusu sen misin?
Müdüre: Evet.
İsyancı: Bana 1 yıl önceki fiyat listesini getir hemen, yoksa elemanı indiririm aşağı.
Müdüre: Tamam, tamam sakin olun. Getiriyorum hemen.
İsyancı: Polise felan da haber vermeyin, yoksa marketteki herkesi havaya uçururum.
Müdüre: Tamam hemen getiriyorum listeyi.
Nebahat: (Mülayim’e)Vallahi size hakkımı helal etmeyeceğim. Sizin yüzünüzden kaldık buralarda. Akşama da yemekli misafirim var.
Mülayim: Benim suçum ne hanfendi. Adam sokmuş beline silahı, gelmiş. Ben de sizin gibi mağdurum. Hanım da “çabuk gel oyalanma” dediydi.
Nebahat: Daha önceki market alışverişlerinizden tecrübeli tabi kadın.
Berke: (Aykut’a) Dayı, dış güçler, mücadeleci ecdat felan diyodun az evvel. Ne oldu, sesin soluğun kesildi?
Nil: İsyancı bey, yalnız benim çok acil ayfon şarcı bulmam lazım, yoksa biterim.
İsyancı: Lan geri zekalı bu elimdeki ne benim?
Nil: Tabanca.
İsyancı: Tebrikler bildin. Ne işe yarar peki?
Nil: Ateş etmeye.
İsyancı: Bravo. 2.soruya da doğru cevap vererek barajı geçtin. Şimdi sesli bir soru geliyor. Dikkatlice dinle, anons bittikten sonra cevap ver. (Bağırarak) Ulan gerzek, elimde tabancayla herkesi esir almışım, sen ayfon şarjını soruyorsun. Hiç akıl yok mu sende?
Nil: Ama az sonra flörtüm arayacak şarjım biterse öldürür beni.
İsyancı: Asıl o telefona cevap verirsen ben öldürürüm seni. Şimdi çeneni kapat ve ne diyorsam onu yap.
Aykut: (Parmak kaldırarak) Pardon İsyancı yiğidim tuvalete gitmem mümkün mü acaba? Malum prostat başlangıcı.
İsyancı: Hiçbir yere gidemezsin. Çok zorlanırsan altına yap.
Berke: Bu ne cüret dayı ya? Pisuvar aşkıyla yanıp tutuşan bir dayıyı tuvaletten mahrum etmek de ne demek?
Aykut: Kes lan zırtaboz. Gevrek gevrek gülüp durma.
Berke: Bence mücadeleye devam etmelisin. (Slogan atar gibi) Tuvalet hakkımız, söke söke alırız.
Aykut: Şimdi yapıştırıcam şaplağı.
İsyancı: Laaannn kendi aranızda konuşup durmayın. Eylem yapıyoruz burada. Biraz saygınız olsun be.
Müdüre: (Elinde bir tomar kağıtla gelir.) Buyrun getirdim listeyi.
İsyancı: Tamam şimdi listeyi elemana ver. (Eleman listeyi alır. Elemana) Bu listede yazılı tüm fiyatları kasiyere okuyacaksın, o da barkodları bu fiyata göre değiştirecek. Tamam mı?
Eleman: Tamam. (Liste ile kasiyerin yanına gider.)
Kasiyer: Yalnız benim vardiyam yarım saat sonra bitiyor. Yarım saatte bu kadar ürünün fiyatını girmem mümkün değil. İsterseniz, diğer vardiyaya gelecek arkadaşı bekleyin.
İsyancı: Nasıl bir kâbusun içindeyim Allah’ım. Kızım elimde silah var. Rica etmiyorum, emrediyorum. Başlarım senin vardiyana.
Kasiyer: Tamam da, fazladan çalışınca mesai yazmıyorlar ama. Geçen hafta da hep bir saat geç çıktım.
Mülayim: Hanım kızımız çok haklı isyancı bey, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 42.maddesine göre, haftalık olarak 45 saati geçen çalışma ücretlerinin, fazla mesai olarak yüzde elli zamlı olarak ödenmesi gerekiyor. Ayrıca fazla çalışma işçinin rızasına bağlıdır.
İsyancı: Siz iyi misiniz ya? Elimde silah var diyorum, sizi esir aldım diyorum, hepinizin kafasına sıkarım diyorum. Ne rızası, ne mesaisi?
Zarife: İsyancı bey oğlum önce benim aldığım şu ürünleri girseler… Ben torbayı alıp gitsem. Amcan meraktan çatlamıştır şimdi. Karakola felan gider maazallah.
Nebahat: Öncelik tanınacaksa benimkileri girsinler önce. Akşama yemekli misafirim var diyorum ablacığım.
Aykut: Benim de prostatım var diyorum kardeşim. Benim acil olarak buradan çıkıp bir an önce tuvalete gitmem lazım.
Berke: Dayı kızmazsan bir önerim var sana. Ben bilgisayar başında oyun oynarken hep öyle yapıyorum. Bir şişe su al ve iç onu. Şişe boşalınca da içine yaparsın.
İsyancı: Alooo. Laaannn manyaklar ordusu. Lan sıkıcam şimdi kafanıza. Oğlummm ben ne diyorum, siz ne diyorsunuz? Bi susun artık be. Hadi kızlar çabuk değiştirin fiyatları vaktim azalıyor.
Eleman: 500 gr Taşar kaşar 25 lira, 30’lu Cillop yumurta 15 lira, 100 gr. Necip Efendi Türk kahvesi 4,50 lira, 10 kg. Pirüpak Çamaşır deterjanı 45 lira
Kasiyer: İsyancı bey arkadaş çok hızlı okuyor yalnız, yetiştiremiyorum.
Eleman: Ne yapayım? Görmüyor musun adamın elinde silah var.
Kasiyer: Eee naapalım varsa, benim de 10 tane parmağım var. Anca bu kadar oluyor yani.
Zarife: Kızım çabuk çabuk giriver hadi, evde amcan bekliyor.
Kasiyer: Naapayım bekliyorsa. Adım hıdır elimden gelen budur. (Ayağa kalkar.) Daha hızlı yazarım diyen varsa buyursun otursun.
Aykut: Yapma kızım kızdıracaksın şimdi adamı.
Kasiyer: Bana ne be, kızarsa kızsın. Sabahtan beri zaten bin kişiye dert anlatıp durdum. Pilim bitti artık.
Nil: Pil demişken telefon kapanmadan bir selfi alayım story için. Hadi toplaşın şöyle. “Market isyanında çılgın saatler”
İsyancı: (Müdüre) Yeminle kafayı yiyeceğim yahu. Bunlar nasıl insan? Onların iyiliği için, zamları protesto etmek için, hayatımı tehlikeye atıp, eylem yapıyorum, onların derdi selfi yemek tuvalet.
Aykut: Gidebilir miyiz tuvalete?
İsyancı: Ben ne dedim sana? Altına yap demedim mi? Bu fiyatlar bilgisayara girilene kadar kimse yerinden kıpırdamasın. Sonra ne haliniz varsa görün.
Mülayim: Eve gidince bir yığın azar yiyeceğim hanımdan. Olmazsa ben normal fiyattan ödeyip gideyim isyancı bey olur mu?
İsyancı: Olmaz.
Mülayim: Sen benim hanımı tanımıyorsun. İyidir hoştur da kızdı mı yeniden faaliyete geçen bir volkan gibi olur.
Nil: Bi şey sorabilir miyim? Tahminen ne zaman biter bu iş? Saat 5’te tırnakçımla randevum var da.
İsyancı: Kasiyer hanım fiyatları girmeyi ne zaman bitirirse. (Kasiyere bakar.) Ne işin var senin ayakta. Fiyatları girsene.
Kasiyer: Şu an itibariyle mesaim bitti. Gelecek arkadaş girsin kalanları.
İsyancı: Otur lan oraya. Yemin ediyorum sıkarım kafana.
Kasiyer: Tamam be tamam. Ne kızıyorsun? (Müdüre) Müdüre hanım bu fazla mesaileri bordroya işlersiniz umarım.
Eleman: (Okumaya devam eder) 1 kg kuru fasulye 12 lira, 1 kg şeker 9 lira, 1 kg nohut 13 lira
Zarife: Bak görüyor musun, bir yılda nasıl artmış fiyatlar.
İsyancı: Siz böyle koyun oldukça, daha da nasıl artar görürsünüz.
Zarife: Biz ne yapalım evladım? Mecbur alacağız evin ihtiyaçlarını. Geliyoruz markete etikette ne yazıyorsa el mahkûm alıyoruz. Kime ne diyelim evladım? Ne arayan var ne soran.
ANONS: Değerli müşterilerimiz, şarküteri reyonumuzda 1 saat geçerli indirim başlamıştır. 1 Kilo eski kaşar alan müşterilerimize 250 gram yeni kaşar bedava. Kaşar seven müşterilerimizi reyonumuza bekliyoruz.
(Kasa başında bekleyen müşteriler telaşla sağ taraftan çıkarlar. Kasiyer, eleman ve müdür şaşkın. İsyancı silahı yere bırakır ellerini havaya kaldırıp sağdan çıkar.)